Ağustos 16, 2011

AZ - Hakan Günday


Dili: Turkce

Bir kitap sanirim okuyucuyu bu kadar dovebilirdi. Kirilmadik kemik birakmadi bende, dayak yemekten bi hal oldum.
2 ayri hikaye anlatiliyor kitapta, haliyle butun kemikler kirilmisken, bir o kadar daha dayak yiyorsunuz.
Neden bu kadar carpici? Cunku gercek olmasi cok muhtemel, buyuk ihtimalle bir suru ornegi de yasanmis iki hikaye ve bunlarin birlesmeleri. 11 yasinda kapi buyuklugunde bir adama gelin giden ve Ingiltere'de bir apartmana kapatilan bir cocuk ve gecimini mezar temizleyerek kazanan; yurda kapatilmamak icin annesinin olumunu akil almaz bir sekilde gizleyen kucuk bir oglanin dramlari.
Hikayeler hakikaten harika ama sunu soylemeliyim ki, yazarin betimlemeleri ve anlatimi simdiye kadar bana en cok keyif verenler arasindaydi.


Hep o hikaye yuzunden. Ama ne onemi vardi artik? Herkesin oyle bir hikayesi yok muydu? Baslayip da bitiremedigi. Cunku hickimsenin dinlemedigi. Icine atmak diye birsey varken, anlatmaya ne gerek vardi? Icine atip sifonu cekmek varken. Alkolle dolu bir sifonu.. sayfa 285

Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az dediğin küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. İki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi... sayfa 349

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder